( Çok sevgili bir dosta...)
“Ben kahin miyim?” Sanki bu retorik soruyu ilk kez sormamın üstünden yıllar geçmiş gibi… “Retorik soru” diyorum çünkü; hiçbir zaman cevap verilsin diye sormadım bu soruyu zaten cevap verende hiç olmadı, “gibi” diyorum çünkü; “yıllar” diyebilecek kadar yıl birikmedi bu soruyu ilk sormamın ardından. Sadece iki yıl geçti. Nedendir ki bu iki yılda ben mi çok olgunlaştım ya da dünya mı daha hızlı tüketmeye başladı yaşanmışlıkları bilinmez, sanki iki yıl değil de daha çok zaman geçmiş gibi hissetmeye başladım.
Bir gün Barbaros Bulvarı üzerinden Beşiktaş’a inerken (o zamanlar lise yılları idi ve ben hep “demirbaş” yol arkadaşlarım ile o güzergahı kullanarak inerdim Beşiktaş’a…) yanımda ki ekürim sızlanıyordu. Yazdığı mutsuzluk dizelerini sokmaya çalışıyordu zorla kafama… Ki bende bunalıyordum, dünya açlık, susuzluk, sömürü, savaş ve ahlaksızlık ile kıvranırken, bu saydığım sorunlar kadar nesnel bir problemi olmayan çok sevdiğim yol arkadaşıma kızıyordum. Hayır dışarıya yansıtmıyordum ama içimden öyle çok kızıyordum ki… Ve içimden kendimce en ağır hakaret olan “küçük burjuva” diye bağırıyordum. Lakin her şeye rağmen sevdiğim bir arkadaştı. Diyemezdim ki senden daha beter sorunları olanlar var diye… İnsanlar ölüm ile uğraşıyor senin bu kıvrandığın sorun da ne diyemezdim ki, çömezin teki olan ben karşımdaki tecrübeli dosta, ölüm karşısında atıp tutamazdım ki… O anda aniden bir karara vararak iyimser olmaya karar verdim. En azından ona karşı. Güzel şeyler söyledim, ki hep kötümser biri olmama rağmen, iyimserlik rolü oynadım ona. Aslında toplumsal durumlarda olan iyimserliğimi, inancımı (koskoca bir dünyanın değişeceğine inanmışım) ilk defa kişisel bir olaya transfer etmiştim. O anda o çok sevgili dosta her şeyin güzel olacağını söyledim. “Bak göreceksin” dedim. O da bana “Sen Kahin misin?” dedi. ”Yok kesinlikle hayır, ben her zaman ki filozofluğu ve üstüne sonradan eklendiği açıkça belli olan seksapalitesi ile beraber gezinen zat-ı materyalistim.” Sustu, bir şey söylemedi beklide içinden bir “deli” ile uğraşıyorum dedi. Kim bilir, aradan biraz zaman geçince geçici haklılığımı gördü. O zaman da üstüme sonradan eklenen seksapalite gibi bir de “kahinlik” eklendi.
Kahinliğim biraz kişisel problemler de belirmiş olsa da, malum dostum iyi bilir toplumsal meselelerde de hat safadadır kahinliğim. Belki de bunun en önemli sebebi Nostradamus yerine Karl Marx gibi bir filozofu kendime rehber almamdadır. Zaten benim bir vesile ile kendime yakıştırdığım kahinlik sıfatı da bir metafordan öteye gitmiyor açıkçası…
Şimdi bulunduğum yerden bakınca geriye ne değişti diye, eminim çok da şey değişmedi. Dünya yine aynı sefil ve adaletsiz, yaşadığım ülke yine aynı yoksul, çaresiz ve zulüm içinde inleyen insanlara sahip… Belki de değişen benim biraz daha olgunlaştım, artık daha da içine girdim bir sancılı ama uğrunda ölmeye değer bir kavganın… Gerçi hala bitmez küçük burjuvaca kişisel problemler yaşayabiliyorum ama ne yapalım bu sevda devrimcilere göre değil. Kaldı ki bir kolda iki karpuz taşınmazmış. Yani bir kolda iki sevda olmaz, birini seçeceksin ya bir kişiyi ya da bütün insanlığı mutlu edeceksin neyse konuyu iyice içinden çıkılmaz bir hale getirmeyelim. Velhasıl kelam artık kimsenin “bu çocuktur affedelim” diyeceği bir yaş da değilim, atladım o eşikten; gerçi bu ülkede çocukları da affetmiyorlar ya neyse… Biliyorum, her şey daha güzel olacak… Adım kadar, soy ismim kadar eminim bundan… Her şey şimdikinden daha iyi olacak. Ben yine bütün genel kötümserliğime inat iyimser olmaya devam edeceğim. Belki bazı kişisel sorunların biteceği konusunda “başka bir dünyanın mümkün” olduğu kadar emin değilim ama olsun ben bu çok sevgili dosta karşı yine iyimser olacağım. Çünkü o genel olarak çok sever kötümser olmayı ve bu konuda bazen beni bile geçer… Her şey güzel olacak ve ben bir gün bu çok sevgili dosta söyleyebileceğim en güzel sözü söyleyeceğim çünkü bir adet vesikalık resmin arkasına yazmıştım:”sana söyleyeceğim en güzel söz henüz söylemediğimdir.” diye. İşte bir gün söyleyeceğim o sözü. Ve o zaman bu çok bilmiş dost şaşırıp kaldığında, yani ben haklı çıktığımda ister istemez soracağım; “BEN KAHİNMİYİM?”
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder