Bu Blogda Ara

10 Aralık 2008 Çarşamba

İNSAN HAKLARI VE TÜRKİYE

İnsan Hakları Evrensel bildirgesinin 60.yıldönümünü kutladık bugün ülkemiz de. Altmış yıl; “insan haklarıyla”, ”kardeşlikle”,”barışla”,hoşgörü” ile geçen altmış koca yıl…
Bu altmış yıl boyunca, hiç kimse işkence görmedi,hiç kimse gözaltılar da kaybolmadı… Hiçbir aydın, alçak faili meçhul cinayetlerin kurbanı olmadı.Gençler asılmadı ve demokrasi hiçbir zaman postalların altına alınmadı.Emekçiler istedikleri yerlerde gösteri yapıp, bayram yaptılar,ve hiçbir patronun arsız hırsları yüzünden de can vermediler iş yerlerinde…Türkiye de altmış yıl boyunca hiçbir ulus acı çekmedi.Hiçbir ulusun dili yasaklanmadı,köylerinden sürülmediler hiçbir zaman.Hiçbir ulusun erkekleri sırf etnik kimlikleri yüzünden Diyarbakır da bir cezaevine kapatılıp insanlıklarından usandırılmadı…Yok kesinlikle Türkiye de altmış yıl boyunca hiç böyle şeyler olmadı.Demokr”aaa”si yaşandı Türkiye de tam altmış yıl boyunca…
Bugün 10 aralık 2008,daha yakın zamanlar da hiçbir vatandaş dövülmedi,polise kimlik sorduğu için, hiçbir vatandaş vurulmadı suçsuz olduğu için ve hiç kimse katledilmedi yakın bir zaman da hapishane de.Biz hapishane de ölen “Engin Çeber” adlı bir kardeşimizi toprağa verdiğimizi hatırlamıyoruz çünkü burası Türkiye burası “demokrasinin”,”kardeşliğin” ülkesi,burası on yedi yaşındaki çocukların asılmadığı ülke… Burası “güvercinlere dokunmayan insanların bulunduğu” ülke…
Komşumuz Yunanistan da gençler bir arkadaşlarının alçakça katledilmesi üzerine burnundan fitil fitil getiriyorlar burjuvazinin. Devlet daireleri, bankalar, iş yerleri ateşe veriliyor. İsyan var, Yunanistan da sabırlar taştı. Nedeni: Demokrasinin çiğnenmesi, bir gencin katledilmesi… Peki ya biz? İnsan Hakları Evrensel Bildirge’sinin 60.yılının kutlandığı ülkemiz de bu kutlamanın tam bir göz aldatmacası olduğunu insanlara haykırmak için hiç mi nefesimiz yok. Doğru ya unutuyorum, bu ülkede hiç demokrasi ihlalleri yaşanmadı ki. Bu ülkede cumartesi günleri anneler hiç dayak yemedi ki, bu ülkede çocuklar hiç 23 yıl hapse mahkum edilmedi ki, bu ülkede gençler üniversitelerin de hiç biber gazı, cop yemedi ki…
Merak ediyorum acaba Yunanistan da bir genç, “Engin Çeber” gibi hapishane de işkence görerek şehit edilseydi, ilerici yunan gençliğinin ona vereceği cevap ne olacaktı. Varsayım yapıyorum ama herhalde adalet sarayını ateşe verirlerdi.
Bugün Türkiye de yaşayan halkların isyan etmek için bir çok haklı sebepleri var.Çünkü yaşadıkları coğrafya da 1948’den 2008’e kadar hiçbir şey değişmemiş ve hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir.Baskılar,yıldırmalar,sansürler,gözaltılar devam ediyor,emekçiler hala iş yerlerinde katlediliyor,yetmiyormuş gibi sendikalı olmak bile onlara çok görülüyor.İsyan etmeliyiz;biz yaşayan, bütün kardeş Türkiye halkları isyan etmeliyiz.Haklı sebeplerimiz var,darbeler gördük.Üstümüzden geçti,haklarımızın üstünden geçti; süngüler, tanklar,postallar…İşkenceler gördük,bitmeyen göz altılar…Asılan kardeşlerimizi gördük en küçüğü on yedi yaşında idi…Faili meçhul aydınlarımızı gördük hepsi de onurlu idi hepsi de dürüst…Üstümüze atılan kurşunları,biber gazlarını gördük,bombaları gördük…Gördük ve daha sayfalarca,kitaplarca anlatılamayacak zulüm gördük…Görmeyede devam ediyoruz.
Haklıyız, haklı sebeplerimiz var. Bu düzen oldukça, bu bezirgan saltanatı devam ettikçe; bu ihlaller, bu zulümler bir kaç altmış yıl daha devam edecek… İsyan gerek, bu zulmü yere çalabilecek bir isyan. Yoksa çocuklarımıza anlatamayacağız; demokrasi, barış, hoşgörü, insanlık nasıl bir şeydi. İsyan gerek bu düzenbazlığı, yobazlığı, acımasızlığı topyekün değiştirecek bir isyan. Bunu yapabilecek güç biz insanlar da var asıl önemlisi bunu istemek. Yazımı Yalçın Küçük’ün bir sözü ile bitirmek istiyorum.
“İnsanı yükselten her eylem yüksektir… Bu sürekli isyan halidir. Bu nedenle isyan, insanlık kapısıdır.” İsyan gerek bize…

Hiç yorum yok: