Televizyon:Göstericiler yine ortalığı karıştırdı.Provakatörler yine iş başında…Kahraman polisimize taş atıldı ama polisimiz soğukkanlı davrandı.Camlar kırıldı,etrafa zarar verildi…
29 Kasım 2008-Sıhhiye meydanın da medyanın isteği oldu. Söylemek işlerine gelmediğinden kocaman bir kalabalığın ne için orada olduğunu, medyanın çok işine yaradı orada olanlar.”Kavga çıktı, ‘zavallı’ polisçiğe taş atıldı, etrafa zarar verildi” medyanın isteği oldu. O gün krizi ve zamları konuşmak istemeyen bunu halka duyurmak istemeyen medya malzemesini buldu. Şiddet.
Krizin Türkiye’yi teğet geçmediği ayyuka çıktığı bir dönemde, işten çıkarılmaların, zamların üst üste bindiği bir dönemde işçi sınıfı, sınıfsal refleksini gösterip meydana çıktı. Amaç:Haykırmak bunca zaman yüreklerde biriktirilenleri,amaç: emekçinin üstüne binen zamları,yoksullukları gözler önüne sermek…Belki mitingi tertipleyenlerin aklında yoksulluğun ve krizlerin anası kapitalizme karşı bir başkaldırı yoktu ama şuna eminim ki oraya doluşan kalabağın aklının bir yerinde kapitalizm yerine daha eşit ve özgür bir dünyayı getirecek seçenek vardı.Bu seçenek her zaman da olucaktır önemli olan akıllardaki bu seçeneği ortaya çıkarmak ve onu kanalize etmek.Bunu yapabilecek olan güç; işçi sınıfının partisinde.Peki bu parti nerede?Geliyor,gelecek…
Yüz binlerin katıldığı tahmin ediliyor 29 Kasım mitingine, bu son zamanlardaki en geniş katılımlı emek hareketi. Artık bir şeylerin yolunda gitmediğinin,bir şeylerin böyle gitmemesi gerektiğinin farkında emekçiler.Yüz binlerin katıldığı tahmin ediliyor,yüz binlerce ses,yüz binlerce aç karın,yüz binlerce kelepçe vurulmuş ağız haykırdı sisteme,ve sistemin geçici sözcüsü Akp hükümetine.Bu miting kitleselliğin ilk adımı olması bakımından önemli ama eğer devamı getirelemeyecekse, tarihin tozlu sayfalarında unutulup gidecektir.
Bundan sonra yapılacak şey bellidir. Krize, daha doğrusu onu bize armağan eden kapitalizme karşı insanları bilinçlendirmek ve öfkelerini sınıfsal bir çerçevede sermaye sınıfına karşı kanalize etmek. Bugün, devrimcilerin, komünistlerin yapması gereken en önemli şey bu. Öfkeyi evriltmek.
Mutlaka burjuvazi çığırtkanlık yapmaya devam edecektir. Kuklası olduğu düzenin bekası için yüz binlerin iradesini baltalamaya devam edecektir ama hiçbir zaman başarılı olamayacaktır. Çirkefliğiyle kalacaktır.”Kavgacılar, provakatörler, anarşistler…” Uyuşturulmaktan bıkmış, ezilmekten bıkmış, değerlerinin ayaklar altında ezilmesinden bıkmış, emekçiler, kan içicilerden hesap soracaktır. O yüce sorgu gününe kadar, iğne ile kuyu kazarcasına çalışmalı,öfkeyi yüksekte tutup,eylemliliği bırakmamalıyız.Dinlenmeyi,duraksamayı bir an düşünmeden,yanıltıcı sapkınlıklara(cumhuriyet değerleri,yurtseverlik vs.) düşmeden mücadeleyi sürdürmek gerek.Lenin dediği gibi ”Eylemde duraksama ölüm demektir”.Duraksamadan “başka bir dünya mümkün” diye haykırmamız lazım.Yoksa 29 Kasım mitingi medyanın arşivinde provakatörlerin etkin olduğu ve ‘zavallı’ polisimizin ‘yaralandığı’ bir gün olarak yer alacaktır.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder