Yalnız olmak.Yirmi birinci yüzyılda,iletişim çağı denen,herkesin birbirine çok yakın olduğu söylenen bir yüzyılda yalnız olmak.Etrafındaki tıklım tıklım kalabalığa rağmen yalnız olmak.Aynı dili konuştuğun,aynı otobüse bindiğin,aynı yalan tarihi dinlediğin insanların yanında yalnız olmak.Şaşılacak bir şey de değil aslında bu,eğer koptuysan sürüden bir şekilde artık yalnızlık en sadık yarindir.Peki ben nasıl koptum sürüden?
Hangi gün,hangi saatte koptum sürüden ayrıntılı olarak hatırlamıyorum ama nasıl koptuğumu çok iyi hatırlıyorum.Ne zaman ki okumaya başladım;"Komünist manifesto","Ne yapmalı"...koptum sürüden,ne zaman ki tanıdım;ömrü mücadele ile geçmiş bir öğretmen ve ömrü mücadele ile geçecek bir yoldaş...koptum ben sürüden.Koptum ve düştüm.Düşünce acımadı bu sefer eskisi gibi bedenim ve yaralar bağlamadı dizlerim ama yüreğim de bir ağırlık hissettim.Sonuna kadar gidecek olabilmenin sorumluluğuyla yüklenmiş bir ağırlık...Eğer insan yirmi yaşına basmadan tanışıp gönül veriyorsa onurlu bir dünyanın sevdasına,omuzlarına birikiyor yaşamanın tortusu.
Hayellerin vardır.Güzel günlerin olacağını bildiğin,insanların mutlu olacağını bildiğin hayellerin vardır.Bilmez çoğu zaman kalabalık senin bu hayelleri,insanlar için kurduğunu.Bilmezler ve sorarlar pişkin pişkin "Neden?" Çünkü,istemezsin insaların geceleri aç yatmasını,çünkü, istemezsin gündüzleri insanların tershanelerde canlarının alınmasını ve fabrikalarda kanlarının akıtılmasını,Çünkü,istemezsin senin değer verdiğin kavramların üç kuruşa satılmasını,Çünkü...
Yalnızsın işte ama bu yalnızlık seni kişilerin tek tek mahkum ettiği bir yalnızlık değil.Tarihin seni ittiği bir yalnızlık.Yalnızsın.Sevilmiyorsun.Sevmiyor kimse seni.Dindarlar sevmez seni:Ateistsin,milliyetçiler sevmez seni:sosyalistsin,kendisini "sol"cu zannedenler sevmez seni:Komünistsin,ve sayfalarca gider daha bu...Sonuç:Sevilmiyorsun,sonuç:yalnızsın...
Zorunluluk belkide bu yalnızlık,kim bilir.Eğer koptuysan sürüden ve bu sürüyü uyandırıp daha yeşil bir otluğa gitme gibi bir hayelin varsa bu yalnızlık senin kardeşin,sevgilin...Sahip olamaz sana,çünkü gerçek bir devrimci eninde sonunda buluşur uğruna ölümü göze aldığı halkıyla,akşamın kızıllığında.O zaman atılır yalnızlık çöplüğe;katliamların,acımasız kralların,atıldığı çöplüğe.Yani sahip olamaz yalnızlık sana.Yalakalık yapar sadece sana ve yeri geldiğinde etini acıtır,gözlerini yaşartır,o kadar...
Alışmak gerek bu yalnızlığa,yirmi birinci yüzyılda,iletişim çağında alışmak gerek yalnızlığa...Geçici bir yalnızlık bu.Yalanın,zulmün,aşağılanmanın kol gezdiği bu düzen nasıl geçiciyse onun bize armağanı olan bu yalnızlıkta geçici.Bir gün çocuklar sokaklar da taş atmak zorunda kalmayacaklar,özgürlükleri için...ve dağa çıkmalarınada gerek kalmayacak.Bir gün güzel insanlar "faili meçhul"olmayacak,ve anneler cumartesileri sokaklar da coplanmayacak,bir gün insanlar mayısın ilk günü özgürce meydanlara doluşabilecek,bir gün bu yazı bir daha yazılmak zorunda kalınmayacak.Bir gün bu dünya yeniden kurulacak ve o zamanda bu yalnızlık tıpkı zulüm gibi yere çalınacak...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder